EN ÜSTÜN KAYNAK

İÇİNDEKİLER

“Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. Bunlar sayesinde Tanrı adamı her iyi iş için donatılmış olarak yetkin olur.”  — 2. Timoteos 3:16, 17

Şaşırtıcı Bir Gerçek: Komutan William R. Anderson ve 116 kişilik mürettebatı buzların altından 90 derece kuzeye ulaşan ilk insanlardı. “Günışığı Operasyonu” olarak adlandırılan bu yolculuk, yeni bir teknoloji harikası olan dünyanın ilk nükleer enerjili denizaltısı USS Nautilus sayesinde mümkün oldu. Yüzlerce metre buzun altında, Nautilus’un nükleer reaktörü sadece gemiye güç sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda mürettebatın hedeflerine ulaşmaları için gereken filtrelenmiş hava ve suya sahip olmalarını da mümkün kılıyordu. Dahası, yön bulmak için yüzeye çıkamadıklarından, tehlikeli sularda jiroskop görüş pusulası adı verilen yeni bir buluştan yararlanarak ilerlediler. 3 Ağustos 1958 günü saat 11:15’te Anderson, “Dünyamız, ülkemiz ve Donanmamız için- Kuzey Kutbu” anonsunu yaptı. Dünyadaki en üstün deniz aracı, insanların imkânsız olarak gördüğü bir şeyi başarmalarını sağlamıştı: Kuzey Kutbu’nun coğrafi alt kısımlarına ulaşabileceklerdi.

1. Bölüm: Kutsal Kitap Nedir?

Tanrı’nın halkı, günah ve karanlığa batmış bir dünyanın bulanık sularına batmış nükleer denizaltılar gibidir ve tıpkı suyun bir geminin içine sızmaması gerektiği gibi, dünya da Tanrı’nın kilisesinin içine sızmamalıdır. Bu sıkıntılı sulardaki uzun ve çoğu zaman karanlık yolculuğumuzda, Kutsal Kitap bizler açısından, USS Nautilus için jiroskop pusula ne kadar önemliyse o kadar önemlidir. Kutsal Yazılar’ın açık rehberliği olmasaydı, amaçsızca kaybolurduk.

Tarihte hiç bu kadar çok Tanrı Sözü’ne ve bunları incelemek, eleştirmek ve açıklamak için bu kadar çok yoruma sahip olduğumuz bir dönem olmamıştı. Örneğin, benim Kutsal Kitap sözlüklerinin ve esinli yorumların yanı sıra Kutsal Kitap’ın birden fazla versiyonunu içeren bir “cep bilgisayarım” var ve bunlarla Kutsal Kitap’ı dinleyebiliyor ve Kutsal Kitap videoları izleyebiliyorum. Dahası, internet geniş bir yelpazede ücretsiz Kutsal Kitap yazılımları ve hatta ücretsiz bir şekilde elektronik Kutsal Kitap’a ulaşma imkânı sunuyor.

Ancak eski bir deyiş olan “aşinalık küçümsemeyi doğurur” sözü doğrudur. Kutsal Kitap kaynaklarının çoğalmasına rağmen, günümüzde insanlar Kutsal Kitap konusunda her zamankinden daha bilgisizdir. Peki ama özellikle de yaşamlarımızda Tanrı Sözü’ne bu kadar çok ihtiyacımız varken neden bu durumdayız? İşte bu kısa kitapçığın bu ilk bölümünde, içinizde Kutsal Yazılar’a karşı bir özlem uyandırmak ve Tanrı Sözü’ne olan hayranlığınızı yeniden canlandırmak istiyorum. Kutsal Kitap’a neden sahip olduğumuzu hiç anlamadıysanız, Kutsal Kitap’ı açıp sayfalarına dalmanız için size ilham verecek zengin bir görsel çizmek istiyorum.

Küçük Bir Tarihçe

İnsanlar bilgiyi depolamak ve iletmek için her zaman kitapları kullanmamıştır. Başlangıçta, Tanrı’nın insanlara mesajları sözlü olarak iletilmiştir. Tanrı Aden bahçesinde Âdem’le yüz yüze konuşmuş, böylece Âdem doğrudan Yaratıcı’dan vahiy almıştır. Âdem de bu bilgiyi Şit’le paylaşmış, Şit de Lameş’e, o da Nuh’a aktarmıştır. Günah dünyaya bulaşmış olsa da Âdem ve onun soyundan gelenler Tanrı’nın ellerinden çıkmış zihinlere sahipti ki bu zihinler herhangi bir süper bilgisayardan daha güçlü ve sofistikeydi. Tufandan önce, yaşamlar yüzlerce yılla ölçülürken, insanlar söylenen, duyulan ve görülen hemen her şeyi hatırlamak için muazzam bir kapasiteye sahiptiler. (Bugün biz buna fotoğrafik hafıza diyoruz).

Ancak Tufan’ın ardından farklı bir şey olmaya başladı: Yaşam süreleri belirgin bir şekilde kısalmaya başladı. Dünyanın çevresi kökten değişti ve ardından yaşam biçimleri de bozulmaya başladı. Kısacası, insanların Tanrı’nın kehanetlerini hatırlama yetenekleri ciddi şekilde zayıflamıştı. Musa’nın zamanında, halkının putperestlerin istilasına uğramış bir ulusun esareti altında geçirdiği yıllardan sonra, Tanrı insanlığa verdiği mesajların kodlanmasının gerekli olduğunu gördü. Sonuç olarak Musa, Tanrı’nın ilk kâtibi oldu ve Yaratılış, Mısır’dan Çıkış, Levililer, Sayılar, Yasa’nın Tekrarı ve muhtemelen Eyüp kitabı Musa’nın çölde geçirdiği günlerde yazıldı.

Kâğıt, deri ya da kil tabletler üzerine yazılarak kopyalanan Kutsal Yazılar’ın ilk koleksiyonlarının hepsi yazmanlar tarafından yazılmıştır. (Tabii ki, On Emir’in orijinal baskısı bizzat Tanrı tarafından Tanrı’nın parmağı ile taşa yazılmıştır). Her biri elle yazılmış olan bu nadir bulunan kopyalara değerli hazineler gibi davranılırdı. Kutsal Yazılar’a sahip olmak büyük bir ayrıcalıktı; bugün değerini bilemediğimiz bir şey. Sonra, 500 yıldan daha uzun bir süre önce Johannes Gutenberg matbaayı geliştirerek Kutsal Kitap’ların seri üretimini mümkün kıldı.

Mesih’in Kılıcı

Söz güçlü bir silahtır. İsa çölde her denenmeye maruz kalışında, “Yazılmıştır.” diyerek Kutsal Yazılar’dan alıntılar yapmıştır. Bu ve diğer konuşmalardan İsa’nın Kutsal Yazılar’ın önemli bir kısmını ezberlemiş olduğu anlaşılmaktadır: “Aklımdan çıkarmam sözünü, sana karşı günah işlememek için” (Mezmurlar 119:11). İsa bu ustalığını ve Söz’ü yaşama geçirişini şeytanın saldırılarını savuşturmak için kullanmıştır.

İsa’da olduğu gibi, biz de günaha karşı savaşmak için Kutsal Kitap’ı kullanmalıyız. Vahiy 19:11 şöyle der: “Bundan sonra göğün açılmış olduğunu, beyaz bir atın orada durduğunu gördüm. Binicisinin adı Sadık ve Gerçek’tir.” Açıktır ki, bu bölüm Mesih’in ve Söz’ün kendisinin bir tasviridir. Bölüm şöyle devam eder: “Adaletle yargılar, savaşır. Gözleri alev alev yanan ateş gibidir. Başında çok sayıda taç var. Üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılıdır. Kana batırılmış bir kaftan giymişti. Tanrı’nın Sözü adıyla anılır.” Beyaz atın üzerindeki gizemli binici kim? İsa mı, Söz mü? Söz ifadesi Mesih’in bir başka ifadesi olduğu için belki de aralarında hiçbir fark yoktur. İsa Söz’dür. Tanrı’nın Söz’ü savaş yapar mı? İsa şöyle yanıtlar: “Barış değil, kılıç getirmeye geldim.”

Kutsal Kitap, şeytanın bölgesini istila etmek için kullanabileceğimiz bir silahtır. Vahiy 13’te canavarın kılıç ile ölümcül bir yara aldığını öğreniriz. Bu kılıç nedir? Tanrı Söz’ü hızlı, güçlü ve her iki ucu keskin kılıçtan daha keskindir. Efesliler 6:17 ayeti, “… Ruh’un kılıcını, yani Tanrı Sözü’nü alın” ifadesiyle düşmana karşı birincil silahımızın Söz olduğunu teyit eder.

Tanrı’nın Işığı

Çok karanlık bir dünyada yaşamaktayız. Ekvatorda, çölün ortasında, öğle vakti masmavi bir gökyüzünün altında dursanız dâhi, cennete kıyasla burası oldukça karanlık olacaktır. Burası o kadar karanlıktır ki, Tanrı’dan net bir yönlendirme olmadan yolumuzu bulamayız. Kutsal Kitap bu yönü gösterir. Kutsal Kitap yolumuzu aydınlatan ışıktır. “Sözün adımlarım için çıra, yolum için ışıktır” (Mezmurlar 119:105). Ayrıca, “Bu buyruklar sana çıra, öğretilenler ışıktır. …” (Süleyman’ın Özdeyişleri 6:23).

Birkaç yıl önce mutlak karanlığı deneyimledim. Ben mağaralara girmeyi severim, bu yüzden bir keresinde Virginia’dayken “Sonsuz Mağaralar” olarak tanıtılan bir yeri keşfetmeye gittim. Tabii ki bu mağara sonsuz değildi ama yerin yüzlerce metre altına iniyordu. Tur rehberim ve ben uçuruma doğru ilerlerken, “Mutlak karanlığın ne olduğunu bilmek istiyorsanız …” dedi ve sonra ışıkları kapattı. Mutlak siyah gerçeküstüydü; gözlerim kapalı da olsa açık da olsa aynı görünüyordu. Zifiri karanlıkta bir süre oturduktan sonra, küçük bir LED ışığı olan anahtarlığımı çıkardım. Onu açtığımda, sanki biri yeni bir mağazanın açılışındaki dev spot ışıklarından birini yakmış gibiydi. Bu küçük ışık, dünyanın derinliklerindeki zifiri karanlıkla kıyaslandığında muazzam bir fark yaratıyordu. “Peygamberlerin sözleri bizim için daha büyük kesinlik kazandı. Gün ağarıp sabah yıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek, karanlık yerde ışık saçan çıraya benzeyen bu sözlere kulak verirseniz, iyi edersiniz” (2. Petrus 1:19; ayrıca bkz. Mezmurlar 43:4).

Daimî Bir Gerçek

Mezmurlar 119:89, “Ey Efendi, sözün göklerde sonsuza dek duruyor” der. Belirsizliklerle dolu bir dünyada, yeryüzünde ya da göklerde ne olursa olsun, Kutsal Yazılar değişmez. “Ot kurur, çiçek solar, ama Tanrımız’ın sözü sonsuza dek durur” (Yeşaya 40:8). Bal asla bozulmayan hayvansal bir yan üründür. Elbette ki kristalleşebilir, ancak sirke içinde muhafaza edilen bazı yiyeceklerin aksine bal asla bozulmaz. Bal, sadece sıcak suda ısıtılarak yeniden yapılandırılabilen doğal bir koruyucudur. Açıkçası, bu oldukça mucizevi bir başarıdır. Kutsal Kitap şöyle der: “Ne tatlı geliyor verdiğin sözler damağıma, baldan tatlı geliyor ağzıma!” (Mezmurlar 119:103). Tanrı’nın Söz’ü, Efendimiz Tanrı’nın yasası bal peteğinden daha tatlıdır. Hezekiel 3:3’te şöyle yazar: “Bana, ‘Ey insanoğlu, sana verdiğim tomarı ye, mideni onunla doldur’ dedi. Bunun üzerine tomarı yedim. Bal gibi tatlı geldi bana.”

Fransız düşünür Voltaire, Hıristiyanlığın uzun ömürlü olmayacağını ve Kutsal Kitap’ın kısa bir süre sonra soyu tükenmiş bir edebiyat türü olacağını sanan bir şüpheci idi. Voltaire’in bu cesur öngörüyü yaptığı yerin sonradan Kutsal Kitap deposu olması ve burada Kutsal Kitap basılması ne kadar da ironik! Ne kadar sık saldırıya uğrarsa uğrasın, Kutsal Kitap “pek çok çekiç eskitmiş bir örstür”. İsa bize şu güvenceyi verir: “Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır” (Matta 24:35). Ve İsa’nın Kendisi bu Söz’dür ve O’nun gibi Kutsal Kitap da dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır. “Antlaşmamı bozmayacak, ağzımdan çıkan sözü değiştirmeyeceğim” (Mezmurlar 89:34).

Yaşam Sözleri

Kutsal Kitap’taki sözler sadece sözcüklerden ibaret değildir. Beyaz kâğıt üzerinde siyah ve belki de kırmızı mürekkep ya da ekran üzerindeki pikseller olarak görebilirsiniz, ama Söz bunun çok daha ötesindedir. Açıklanamaz bir içsel güç ve canlılıkla ruh ve yaşamdan oluşan bir mesajdır. “Yaşam veren Ruh’tur. Beden bir yarar sağlamaz. Sizlere söylediğim sözler ruhtur, yaşamdır” (Yuhanna 6:63).

Söz’ü açık bir yürekle okuduğunuzda, o canlanır. O gerçektir ve herhangi birinin onu içten bir istekle açıp da ondan bir şey almaması olası değildir. A.W. Towser şöyle demiştir: “Kutsal Kitap’a, bahçedeki ağaçların arasında yürüyen ve her sahneye güzel kokular üfleyen sevgi dolu bir Şahsiyet hakimdir. Her zaman yaşayan bir Kişi konuşur, yalvarır, sever, çalışır ve Kendisini gösterir.” İnsanlar Tanrı’nın Sözü’nü yürekleriyle Kutsal Ruh’un ne dediğini duymaya çalışarak okuduklarında, Kutsal Kitap Mesih’in canlı bir belgesi haline gelir.

Bazen İsa’nın nasıl göründüğüne takılıp kalırız. Resimlerini görürüz ve O’nun fiziksel görünüşüyle ilgili izlenimlerimizi oluşturmaya başlarız. Ama O’nun gözlerinin ne renk olduğundan tam olarak emin olan var mı? Boyunu ve kilosunu bilen var mı? Bunun bir önemi var mı? Mesih’in dünyayı değiştiren özü onun Söz’leriydi. Askerler İsa’yı tutuklamak için gönderildi ve geri döndüklerinde şöyle dediler: “Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır” (Yuhanna 7:46). Her şeyi değiştiren Söz’dür ve bu Söz Mesih’tir. Dahası, Mesih sonsuzluktur; dolayısıyla ölürken size huzurlu bir yastık olacak tek kitap Kutsal Kitap’tır. Diğer tüm kitaplar önemsizleşecektir.

Ruh İçin Gıda

Çoğu insanın pek fazla öğün kaçırdığı görülmez. Eğer birini kaçırırsak, ikincisini de kaçırmayız çünkü çok acıkırız. Benim sorum şu: Tanrı’nın ruhsal gıdasına aç mısınız? “Sözlerini bulur bulmaz yuttum, bana neşe, yüreğime sevinç oldu. Çünkü seninim ben, Ey Efendi, Her Şeye Egemen Tanrı!” (Yeremya 15:16).

Doktorunuz muayene sırasında size iştahınız hakkında sorular sorabilir. Neden mi? Çünkü iştahsızlık sizde ciddi bir sorun olduğu anlamına gelebilir. Bu kötü sağlığın bir işaretidir. Aynı şekilde, yaşam ekmeğine karşı iştahınız yoksa bu da ruhsal sağlığınızın kötü olduğunun bir işareti olabilir. “İsa ona şu karşılığı verdi: ‘İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşar’ diye yazılmıştır” (Matta 4:4).

Bazı insanlar Kutsal Kitap’a hiç istek duymazlar, çünkü yanlış şeyler yiyerek ruhsal iştahlarını bozmuşlardır. “Paranızı neden ekmek olmayana, emeğinizi doyurmayana harcıyorsunuz? Beni iyi dinleyin ki, iyi olanı yiyesiniz, bolluğun tadını çıkarasınız!” (Yeşaya 55:2). Tipik bir televizyon gecesinin ardından çoğu insan Kutsal Kitap’a karşı açlık duymaz. Bir anne genellikle çocuklarının akşam yemeğinden hemen önce şeker yemesine izin vermez. “Sakın onu yemeyin; iştahınızı kaçırır!” Doğal olarak onların boş kalorilerle değil, besleyici bir yemekle karınlarını doyurmalarını ister. Aynı şekilde, birçok insan eğlence ürünü abur cuburları tıka basa yedikleri için Tanrı Sözü’ne karşı iştahsızlık duyarlar.

İnsanlar yedikleri şeylere karşı da bir tat geliştirirler. Ne kadar çok seyahat etsem de insanların ne kadar tuhaf yiyeceklerden hoşlandıklarına şaşırmaktan kendimi alamıyorum. Bir Pasifik adasında, saguaro adı verilen ezilmiş bir kök ekstresi yiyorlar ve bu bana çok tatsız geliyor. Ancak onlar bunu düşünürken dâhi ağızlarının suyu akıyor. Ben de dâhil olmak üzere herkesin en sevdiği tuhaf yiyecekler vardır.

Nedeni de onu yememizdir. Bu yiyecekler hayatımızın ve kültürümüzün bir parçasıdır. Çocuklarımıza zorla brokoli yedirerek onların da brokolinin tadına varmasını umuyoruz. Aslında, çocukken nefret ettiğim bazı şeyleri şimdi yiyorum. Şöyle diyor olabilirsiniz: “Doug, benim Kutsal Kitap’a karşı hiç iştahım yok.” Yine de okuyun ve okudukça, sonunda onun için bir tat geliştirmeye başlayacak ve nihayetinde onu arzulayacaksınız. “Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim” (Eyüp 23:12).

Uyumlu ve Hatasız

Kutsal Kitap pek çok açıdan bir mucizedir. Üç farklı kıtada, dört farklı dilde konuşan yaklaşık 40 farklı yazar tarafından 1600 yıllık bir süre içinde yazılmış olmasına rağmen tamamen uyumludur. Aralarında geniş bir eğitim yelpazesi bulunan krallar ve köylüler tarafından yazılmış olsa da tek bir mesaj ve tek bir ses iletir. Dahası, Vahiy’de Yaratılış’a, Yaratılış’ta da İsa’ya atıfta bulunulduğunu görürsünüz. Bunlar sürekli örtüşür. Bu, bir gökdelenin elektrik odasına bakıp, binadaki her işlevi birbirine bağlayan binlerce küçük kablonun her yerden geçtiğini görmek gibidir.

Bu aynı zamanda bir doğruluk mucizesidir. İnsanlar Tanrı’nın sözlerinden şüphe ettikleri için günah dünyaya girdi; bugün aynı hatayı Kutsal Kitap’ın doğruluğundan şüphe ederek yapmamalıyız, özellikle de bu kadar çok kanıt varken. Örneğin Daniel, Med-Pers, Yunan ve Roma imparatorluklarının yükselişi ve çöküşüyle birlikte, Babil’in iktidardan düşüşünün doğru sırasını ve zamanını önceden bildirmiştir. Ayrıca Roma’nın 10 ayrı ulus devlete bölüneceğini de doğru bir şekilde öngörmüştür. Şimdi İsa’nın ilk gelişini ve bunların gerçekleşeceğini mükemmel bir şekilde önceden bildiren bazı şaşırtıcı Kutsal Kitap bölümlerini ele alalım:

Ölü Deniz tomarları bu kehanetlerin İsa doğmadan çok önce yazıldığına tanıklık etmektedir. Üstelik sadece bu da değil, bunların hepsi gerçekleşmiştir. Kutsal Kitap’ın doğruluğu mucizevidir. Kutsal Kitap, İsa’nın ilk gelişiyle ilgili bu kadar kesin bilgi verirken bunları neden görmezden gelelim? Sizce de ikinci gelişiyle ilgili kehanetlere güvenemez miyiz?

Söz Kanıtlanmıştır

Başkan Woodrow Wilson şöyle demiştir: “Her gün Kutsal Kitap okumayan insanlar için üzülüyorum. Neden kendilerini bu güçten ve zevkten mahrum bıraktıklarını merak ediyorum.” Tanrı’nın, kurtarıcı amaçlarını gerçekleştirmek için insanların işlerine doğaüstü bir şekilde müdahale ettiğini okuduğunuzda işte böyle olur. Kutsal Kitap’ın en büyük tanıklığı yaşamları nasıl değiştirdiğidir.

Ellerine bir Kutsal Kitap aldıklarında insanlardaki dönüşüme hayret etmekten asla vazgeçemiyorum. Bu insanların yaşamları tam bir karmaşa içindeydi, ama Kutsal Kitap’ı okumaya başladıklarında değiştiler. Bu duyguyu bilirim, çünkü benim de başıma geldi. Uyuşturucu bağımlıları temizleniyor, evlilikler yeniden kuruluyor, alkol ve kumar bağımlıları özgürleşiyor.

Neden mi? Çünkü bu Söz’dür. O ruhlarımızın dayanağı ve gökten inen ekmektir. Mesih, “Gökten inmiş olan diri ekmek Ben’im” demiştir. Bu ekmeği, bu dünyanın sunduğu sağlıksız yiyeceklerden daha çok sevmeyi öğrenmeliyiz. Kutsal Kitap şöyle der: “Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz” İsa’yı sevmezseniz O’na itaat edemezsiniz. O’nu tanımazsanız O’nu sevemezsiniz ve O’nu tanımak için zaman ayırmazsanız, O’nu asla tanıyamazsınız.

Kutsal Kitap, Tanrı’nın Kendisini düşmüş insana açıklamasının birincil yoludur. Belki Kutsal Kitap’ınızı okuyorsunuz, ama sadece çocukların masasından düşen birkaç kırıntıyı topluyorsunuz. Belki de hiç okumuyorsunuz. Söz’deki zamanınızı artırmak için ne yaparsanız yapın, bu sizin için ruhsal açıdan olumlu bir kutsama yaratacaktır.

Ancak bunu yapmayı seçmeniz gerekiyor. Bir spor salonuna katılırsanız bunun size bir maliyeti olacaktır. Başka yerde harcayamayacağınız zamanınıza ve paranıza mal olacaktır. Yani bir şeylerden vazgeçmeniz gerekecek ama buna değecektir. Kutsal Kitap için de durum aynı. Televizyon gibi önemsiz, geçici şeyleri tercih ederek O’nun Sözü’nü ihmal etmeyin. Tanrı size şöyle diyor: “Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız.” En yakın Kutsal Kitap’ınız ne kadar uzakta olursa olsun, yine de çok da uzakta sayılmaz. Eğer Tanrı’yı gerçekten daha iyi tanımak istiyorsanız O’ndan yardım isteyin. Şeytan hiçbir zaman sizin dizlerinizin üzerine çöküp Tanrı’nın Sözü’nü elinize aldığınızda olduğundan daha fazla korkmaz.

Haftalık bir Kutsal Kitap çalışma grubunun parçası değilseniz, sizi bir tanesine katılmaya teşvik etmek isterim. Haftada bir kez, benzer inançlara sahip başkalarıyla bir araya gelip Tanrı’nın Sözü’nü birlikte okumak için bir saatinizi ayırmanız yeterli. Bu durum ruhsal sağlığınız açısından harikalar yaratacaktır. Bu sadece kendi ruhunuzu güçlendirmenin ve canlandırmanın harika bir yolu olmakla kalmaz, aynı zamanda muazzam bir müjdecilik potansiyeline de sahiptir çünkü getirebileceğiniz arkadaşlarınız ve komşularınız vardır.

Evet, dışarıda soğuk ve karanlık bir dünya var ve bu dünyada kaybolmak, Kuzey Kutbu’nun altında bir nükleer denizaltıyla kaybolmaktan daha kolaydır. Ama Tanrı bize Sözü’nde asla yanılmayan bir jiroskop vermiştir ve eğer onu takip etme ve ona ilham veren Tanrı’yı tanıma arzusuyla okursak, bizi asla yoldan saptırmayacak ve bizi asla yoldan çıkarmayacak kesin bir rehbere sahip olacağız öyle ki o dünyadaki tüm nükleer denizaltılardan daha güçlü ve etkilidir.

2. Bölüm: Kutsal Kitap’ı Nasıl Çalışabilirsiniz?

 

Bir adam bir gece rüyasında çölde yürüdüğünü görmüş ve ona ayaklarının dibindeki taşlarla ceplerini doldurmasını söyleyen bir ses duymuş. Ses daha sonra şöyle der: “Yarın hem sevinecek hem de üzüleceksin.” Bunun üzerine kafası karışan adam bir avuç dolusu çakıl taşı alıp cebine doldurmuş. Ertesi sabah çakıl taşlarını inceleyen adam taşların gerçekten değerli taşlar olduğunu görür. Hem mutlu hem de üzgün bir halde; sesi dinlediği için ve bazı mücevherleri aldığı için mutluydu, ancak daha fazlasını almadığı için üzgündü.

Kutsal Kitap paha biçilemez zenginliklerle doludur, ancak onu açıp sayfalarını araştırmadıkça gerçek zenginlikten mahrum kalacağız. “Ağzından çıkan yasa benim için binlerce altın ve gümüşten daha değerlidir” (Mezmurlar 119:72; ayrıca bkz. Süleyman’ın Özdeyişleri 8:10, 11).

Kutsal Kitap’ı kendi incelemelerim olmasaydı, yine de kaybolabilirdim, belki de bir Yeni Çağ kült öğretileri arasında aklım karışabilirdi. Beni Hıristiyan yapan Kutsal Kitap oldu, Hıristiyanlığa karşı şüpheci bir Yahudi aileden geldiğim düşünülürse bu bir mucizedir. Bana evrim öğretilmişti ve Kutsal Kitap’ın kurgu, fantezi ve masallarla dolu olduğuna inanıyordum. Ancak bir mağarada yapayalnız olarak Kutsal Kitap’ı elime aldım ve bu dinamik, güçlü kitap hayatımı değiştirdi.

Tanrı Söz’ü hayatımızın bir parçası olmalıdır. Çalışmak ve dua etmek için Tanrı’ya düzenli olarak zaman ayırmaya karar vermediğiniz sürece bu asla gerçekleşmeyecektir. Peki Tanrı’nın işlerini nasıl incelersiniz? Kutsal Kitap’a sahip olmak bir şeydir; onu okumak bambaşka bir şey.

Bu konuyu nasıl ele almayı düşünüyorsunuz?

Kutsal Kitap gerçekten de gizli kodlarla dolu kilitli bir kitap mıdır? Gizli anlamlarını anlamak için diploma sahibi olmanız veya teoloji mi okumanız gerekiyor? Cevap kesin bir “hayır!” dır. Bunu söylüyorum çünkü Söz’ü kavramak için büyük bir din profesörü olmanıza gerek olmadığının canlı bir kanıtını sergiliyorum.

Kutsal Kitap’ı ilk okumaya başladığımda liseyi terk etmiştim. Nispeten eğitimsizdim, iyi bir okuyucu değildim ve elimde Kutsal Kitap’ın eski bir versiyonu vardı ama yine de okuduklarımı anlayabiliyordum. İlk seferinde her şeyi tam olarak anlamasam da yine de Tanrı kendi Sözü aracılığıyla benimle konuşabiliyordu. Sonunda her şey açıklığa kavuştu ve bugün, uzun yıllar okuduktan sonra bile, Kutsal Kitap’ımı okuduğumda hâlâ yeni bir ışıkla kutsanıyorum.

Size yardımcı olmak için, Kutsal Kitap’ı çalışırken benim için yararlı olduğu kanıtlanmış bazı temel ilkeleri özetledim. Bu basit kavramlar Tanrı’nın mesajının hevesli bir öğrencisi olmama yardımcı oldu. Bu ilkeleri uygularsanız, sizin de çok daha fazla şey anlayabileceğinizden ve yaşamınızın asla eskisi gibi olmayacağından hiç kuşkum yok.

Yazara Sorun

Kutsal Yazılar’ı okumadan önce dua etmelisiniz. Okumadan önce kısa ama içten bir dua, uzun ve dolambaçlı bir duadan daha değerlidir. Kutsal Kitap, onu anlamak için tanrısal rehberlik gerektiren ilahî bir kitaptır. Tanrı şöyle der: “Yaşam veren Ruh’tur. Beden bir yarar sağlamaz. Sizlere söylediğim sözler ruhtur, yaşamdır” (Yuhanna 6:63). Tanrı’nın Kutsal Ruh’u yazıyı esinlemiştir; Tanrı’nın Kutsal Ruh’unun okumayı da esinlemesi gerekir. Ayrıca ruhsal şeylerin “ruhsal olarak anlaşıldığı” da yazılmıştır. Bu sağduyu gibi görünebilir, ancak çoğu insan Kutsal Kitap’ı yorumcu olarak kendi duygularıyla okumaya çalışır. Kutsal Kitap’ın onlara duymak istediklerini söylemesini isterler; ne söylemesini istiyorlarsa onu söylemesini isterler. Ancak bu işe yaramaz çünkü Tanrı’nın Ruhu’nun anlamamız gerekenleri bize empoze etmesine izin vermek yerine, okuduklarımızı kendimize dayatırız. “Doğal kişi, Tanrı’nın Ruhu’yla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir, ruhça değerlendirildikleri için bunları anlayamaz” (1. Korintliler 2:14).

Yakup 1:5 şöyle der: “İçinizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe, azarlamadan veren Tanrı’dan istesin; kendisine verilecektir.” Okurken, özellikle de içten bir yürekle O’ndan yardım istediğimizde, Tanrı’nın bize bilgelik vermesini bekleyebiliriz. Bir kitabı anlamak istiyorsanız, yazarından başka kime sorabilirsiniz ki? Bazen bir kitapta bir bölüm okuyabilir ve kendinize “Yazar bununla ne demek istedi?” diye sorabilirsiniz. Ne yazık ki çoğu yazarı arayıp ne demek istediklerini soramazsınız. Ama Tanrı’ya sorabilirsiniz. O size mükemmel bir anlayış verebilir, çünkü bunu O yazmıştır.

Bir Kez Daha, Yeniden

Çarmıh Yolcusu kitabının yazarı John Bunyan şöyle demiştir: “Kutsal Kitap’ı okuyun ve tekrar yine okuyun. Sanki sizden saklanıyormuş gibi, Tanrı’nın iradesini ve zihnini anlamak üzere yardım almaktan umudunuzu kesmeyin. Yorumlara ve açıklamalara sahip olmasanız da kendinizi sıkıntıya sokmayın. Dua edin, okuyun, okuyun ve dua edin, çünkü Tanrı’dan gelen az şey, insandan gelen çok şeyden daha iyidir.”

Bunyan tüm zamanların en çok satan kitaplarından birini yazdı, ancak teknik olarak eğitimsiz bir adamdı, yani çok fazla bir resmi eğitimi yoktu. Doktorası yoktu ama Kutsal Kitap’ı adanmış bir şekilde okuyarak parlak bir adam haline geldi. Sonunda bir anlam ifade edene kadar bölümleri tekrar tekrar okudu. Benim de başıma gelen tam olarak buydu (Yine de Tanrı’nın Sözü’nde bulunan tüm armağanları ortaya çıkarmak için hâlâ kat etmem gereken uzun bir yol var).

Uzak diyarlardaki bir asker, kız arkadaşından ya da eşinden bir aşk mektubu aldığında, bunu sadece bir kez mi okur? Hiç sanmıyorum. Hayır, o kâğıt parçasını çekip çıkarır ve özlemle tekrar tekrar okur. Hatta onu koklayabilir ve mecazi anlamda kendisini onun sevgi ve cesaret verici sözleriyle sarabilir. Sevgilisinin gerçekten ne söylediğini anlamak için her kelimeyi, her ayrıntıyı araştıracak, satır aralarını okuyacaktır. Kutsal Kitap Tanrı’dan bize bir sevgi mektubudur; ona içtenliksiz bir ilgiyle mi yaklaşmalıyız?

İstekli Olun

İsa, Yuhanna 7:17’de şöyle der: “Eğer bir kimse Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir.” Tanrı’nın mesajını anlamanın en büyük anahtarlarından biri, okuduklarınızı kabul etme ve onlara göre hareket etme isteğine sahip olmaktır. “Tanrım, Senin Sözü’nde okuduklarımı yaşamıma uygulamama yardım et” diye istemek önemlidir. Tanrı’ya alaycı bir merakla yaklaşmak büyük olasılıkla akıl karışıklığına ve hüsrana yol açacaktır.

Tanrı’nın anlamamıza izin vermediği bazı şeyler olduğuna dair bir teorim var çünkü anladıklarımızdan biz sorumluyuz. İsa şöyle demişti: “Size daha çok söyleyeceklerim var, ama şimdi bunlara dayanamazsınız” (Yuhanna 16:12). Eğer O’nun zaten yolumuza tuttuğu ışıkta yürümüyorsak, neden bize daha fazlasını versin ki? Bu bizi yargı gününde daha da suçlu hale getirecektir.

Bazen Kutsal Kitap’ın söylediklerini yapmak için istekli olmak zor olabilir, bu yüzden Tanrı’nın sizi istekli kılması için dua etmeniz dâhi gerekebilir. Hiç değilse, sizi istekli olmaya istekli yapması için dua edin. Bedensel doğalarımız Tanrı’ya karşı isyan halindedir. Günahkâr doğalarımız günahkâr şeyler yapmak istememize neden olur ve Tanrı Sözü’nün bize söylediklerine teslim olmaya o kadar da istekli olmayabiliriz.

W.C. Fields’in hastalığının son döneminde biri hastane odasına girer ve onu Kutsal Kitap okurken bulur. Fields dindarlığıyla tanınan biri olmadığı için, o kişi “Bill, ne yapıyorsun?” diye sorar.

O da, “Sistemde bir açık arıyorum,” diye cevap verir.

Bu kesinlikle yanlış bir yaklaşımdır! Tanrı Sözü’ne, emirlerine itaat etmeye istekli bir yürekle yaklaşmalısınız. Bu, beni doğru yola soktuğu gibi sizi de doğru yola sokacaktır. “Tanrı sözünü yalnız duymakla kalmayın, sözün uygulayıcıları da olun. Yoksa kendinizi aldatmış olursunuz” (Yakup 1:22). Hepimizin karşılaştığı en büyük anlayış mücadelesi istekli bir yürektir. Yüreğinizi Tanrı’yla uyumlu hale getirin, aklınız da her zaman onu izleyecektir.

Bırakalım Kutsal Kitap Kendi Adına Konuşsun

“Kendini Tanrı’ya makbul, gerçeğin bildirisini doğru kullanan, alnı ak bir işçi olarak sunmaya gayret et” (2. Timoteos 2:15). Bizler bazen Kutsal Kitap’taki temel şeyleri aşırı ruhsallaştırır, kelimelerin kendi adlarına konuşmalarına asla izin vermeyiz. Elbette Kutsal Kitap’ta pek çok ruhsal sembol vardır, ancak Kutsal Kitap “O sabah uyandı” dediğinde, bazı insanlar bu ifade üzerinde kafa yorarak basit bir ayetten ruhsal soyut bir anlam çıkarmaya çalışabilir.

Olanların gerçek kayıtlarını elde etmek önemlidir. Zaten inandığınız şeyleri kanıtlamak için önyargılı fikirler getirmeyin. Bunun yerine, Kutsal Kitap’ın kendi adına konuşmasına izin verin. Bu tutuma sahip kişileri şu sözleri söylediklerinde tanıyabilirsiniz: “Haklı olduğumu biliyorum. Sadece bunu kanıtlayacak bir ayet bulmalıyım.” Sonra da Kutsal Kitap’ı Tanrı’nın ne dediğini duymak için değil, kendi konumlarını destekleyecek kanıtlayıcı metinler aramak için okumaya başlarlar. Eğer destekleyici bir ayet bulamazlarsa, bir elinde çekiç, diğer elinde makasla yapbozu birleştiren adam gibi, genellikle bir şeyleri çarpıtarak uydurmaya çalışırlar.

Kutsal Kitap’ı ve farklı ayetleri tamamen katlederek, pasajları yeniden düzenleyerek, keserek ve yapıştırarak, suyun yokuş yukarı aktığını beyan edene kadar Tanrı’nın Sözü’ne zulmetmek mümkündür. Bu yüzden dikkatli olun. Bir kez daha, Söz’e alçakgönüllü ve istekli bir yürekle yaklaşmamız ve Kutsal Kitap’ın söyledikleri tam olarak duymak istediklerimiz olmasa bile, söylediklerine açık olmamız gerekir.

Bağlamı Anlayın

Süleyman’ın Özdeyişleri hariç, Kutsal Kitap tek bir satırdan ibaret değildir. Bazı insanlar bir ayetten diğerine atlayarak “okurlar” ve bu da onları bazı hatalı öğretisel sonuçlara götürür. Bu yüzden bir ayeti okuduğunuzda, ondan önceki birkaç ayeti ve sonraki birkaç ayeti de okumalısınız. Bazen yapmanız gereken tek şey budur, ancak tüm bir bölümü de okumanız gerekebilir. Bazen, tam içeriği anlamak için tüm kitabı okumanız gerekebilir. İnanın bana, bu yatırımı yapmaya değer.

  1. Tarihsel, coğrafi ve kültürel bağlamı bilmek her zaman yardımcı olur. Örneğin, İsa’nın anne ve babayı onurlandırmakla ilgili öğretisini okuduğumu hatırlıyorum, ama sonra “Kurban”dan bahsediyor. “Kurban da nedir?” diye düşündüm. Kendi kültürlerinde çocukların servetlerini yaşlılıklarında ebeveynlerine destek olmak için kullanmak yerine tapınağa adayabildiklerini öğrenmek için biraz araştırma yapmam gerekti. Bu, beşinci emirden kaçınmalarını sağlayan bir ayindi, çünkü servetleri artık teknik olarak Tanrı’nın mülküydü. İşte bu noktada biraz daha araştırma yapmanın büyük faydası olmuştu.
  1. Ayrıca dili de göz önünde bulundurun. Bazen bir şeyler bir dilden diğerine çevrildiğinde, bağlamı ve bilgiyi kaybetme potansiyeli vardır. Bir dilden diğerine her zaman tam olarak tercüme edilemeyen küçük anlam incelikleri vardır. Kutsal Kitap’ı anlayabilmek için orijinal dili bilmeniz gerekmese de bazen kelimelerin orijinal anlamlarına bakmak için biraz zaman ayırmak, anlamayı geliştirmek için çok yararlı olabilir. Vahiy 20:1’de “dipsiz derinlikler” olarak çevrilen sözcük buna bir örnektir. İngilizcede “dipsiz derinlik” dendiğinde aklımıza Kansas’tan başlayıp yeryüzünü dümdüz geçerek Moğolistan’da son bulan derin bir derinlik gelir. Ancak Grekçedeki orijinal kelime olan “abussos”a baktığımızda, düşmüş meleklerin hapsedildiği derin ruhsal karanlık bir yer olarak farklı bir resim çizmektedir (2. Petrus 2:4; Yahuda 1:6).

Kutsal Kitap çalışmanızda olgunlaştıkça, haritalara, sözlüklere, yorumlara ve kaynakçalara bakmaktan çekinmeyin. Bunlar her bölümün özünü kavramanıza son derece yardımcı olabilir ve sizi hayrete düşürecek ve şaşırtacak şekillerde anlamı kavramanıza yardımcı olabilir. Elbette Bunyan’ın da dediği gibi, Tanrı’nın ne dediğini anlamak için bunlara ihtiyacınız yoktur. (Ayrıca Kutsal Kitap yorumlarının çeşitli bilginlerin yorumlarını temsil ettiğini de unutmayın. Bunlar genellikle çok yararlı olsalar da esinlenmiş olmaları gerekmez). Yüzyıllar boyunca insanlar sadece el aletleriyle güzel evler inşa ettiler. Ama artık elektrikli aletler işi kolaylaştırıyor. Bu yüzden elinizde hangi aletler varsa, olduğunuz yerden başlayın. Bunu yaparsanız, içinizdeki açlığın büyüyeceğini ve evinizde ya da bilgisayarınızda küçük bir Kutsal Kitap çalışma kütüphanesi oluşturacağınızı temin ederim.

Hemen Sonuçlara Varmayın

Kutsal Kitap çalışmasında gerçeğe ulaşırken, birkaç ayetin tanıklığını almanız gerekir. “… Her suçlama iki ya da üç tanığın tanıklığıyla doğrulanmalıdır” (2. Korintliler 13:1). Bu durum Kutsal Kitap çalışması için de geçerlidir.

Bazıları Kutsal Kitap’ta tek bir ayet okur ve fazla bir gerekçe göstermeden sadece o ayete dayanarak bütün bir doktrin oluşturur. Örneğin, 1. Korintliler 11. bölümde kadınların saçlarını kesmemeleri ve başlarını örterek dua etmeleriyle ilgili bir pasaj hakkında sık sık sorular alıyorum. Bu ayeti anlamak zor olabilir. O zaman neden bu ayetten bir inanç sistemi oluşturalım, özellikle de başka hiçbir ayet bu konuda ipucu dâhi vermezken? Tek bir ayet etrafında doktrinsel bir anıt inşa etme konusunda dikkatli olmalısınız, çünkü bu sadece kültürel bir gelenek ya da görenek olabilir.

Yeşaya 28:10 şöyle öğretiyor: “Çünkü bütün söylediği buyruk üstüne buyruk, buyruk üstüne buyruk, kural üstüne kural, kural üstüne kural, biraz şuradan, biraz buradan …” İyi bir haberci önemli bir olay hakkında yazarken mümkün olduğunca çok tanıkla görüşür. Aynı şekilde, Kutsal Kitap’ta bir ileri bir geri koşmak, Kutsal Yazılar’ı Kutsal Yazılar’la karşılaştırmak, gerçeğin gerçekten ne olduğunu kendi kendinize öğrenmenize yardımcı olacaktır. Bir konuyla ilgili tüm ayetlere bakmanız ve bunları birbirleriyle karşılaştırmanız gerekir. Bu çok önemlidir. Kutsal Kitap’ı bu şekilde incelerseniz mahcup olmazsınız.

Günümüzde popüler olan bazı yanlış öğretiler bir ya da iki belirsiz ve yanlış anlaşılmış ayete dayanmaktadır. Bu acayip öğretilerin savunucuları, dikkatle incelendiğinde, tutkuyla savundukları öğretilerle çelişen yüzlerce başka ayetin sunduğu kanıtların önemini göz ardı etmelerine rağmen, muazzam bir takipçi kitlesi oluşturmayı başarana kadar tekrar tekrar bu birkaç ayete dönüp durmaktadırlar.

Kişisel Yorumlardan Kaçının

“Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılar’daki hiçbir kehanet sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir kehanet sözü insan isteğinden kaynaklanmamıştır. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler” (2. Petrus 1:20, 21). Bazen birisinin “Bu ayetin şu anlama geldiğini düşünüyorum” ya da “Yüreğimde bunun şu anlama gelebileceğini hissediyorum” ya da benzeri samimi bir duygu cümlesi kurduğunu duyarız. Bu tür öznel ifadeler duyduğunuzda çok dikkatli olun. Bu genellikle, insanların Kutsal Kitap’ın kendi adına konuşmasına izin vermediğinin bir göstergesidir.

Ayrıca, başkalarıyla birlikte çalışmayan kişiler genellikle tuhaf inançlar geliştirirler. Elbette Tanrı, Kendi Sözü aracılığıyla sizinle tek başınıza konuşabilir, ancak neredeyse istisnasız olarak diğer inançlılarla paydaşlık etmeyen ve yorumlarını istikrarlı Hıristiyanlardan almayan kişiler çok tuhaf fikirler üretebilirler. Öğütlerin çokluğunda güvenlik olduğunu unutarak kendi kendilerinin yasası haline gelirler (Süleyman’ın Özdeyişleri 11:14).

Elçilerin İşleri 20:30’da Pavlus şu uyarıda bulunur: “… Öğrencileri kendi peşlerinden sürüklemek için sizin aranızdan da sapık sözler söyleyen kişiler çıkacak.” Bazen bu bağımsız öğretmenler, etraflarında bir takipçi toplamak için sadece benzersiz olmak isterler, bu yüzden alışılmadık bir öğreti bulmak ve Tanrı’dan kimsenin sahip olmadığı özel bir vahye sahip olduklarını söylemek zorunda hissederler. Ama lütfen hatırlayın, Elçilerin İşleri 17:10, 11’de bize Veriya halkı hakkında bilgi verilir: “Kardeşler hemen o gece Pavlus’la Silas’ı Veriya Kenti’ne gönderdiler. Onlar oraya varınca Yahudiler’in havrasına gittiler. Veriya’daki Yahudiler Selanik’tekilerden daha açık fikirliydi. Tanrı sözünü büyük ilgiyle karşılayarak her gün Kutsal Yazılar’ı inceliyor, öğretilenlerin doğru olup olmadığını araştırıyorlardı.” Bunu yaparsanız, İsa’nın Kutsal Kitap’a dayalı diğer takipçileriyle birlikte Tanrı Sözü’nü özenle incelerseniz, güvende olursunuz.

Et Nerededir?

Dwight Moody, “Günah sizi Kutsal Kitap’tan uzak tutacaktır ya da Kutsal Kitap sizi günahtan uzak tutacaktır” demiştir. Kilise bugün bir Kutsal Kitap cehalet salgını karşısında mücadele etmektedir. Söz’e kişisel olarak bağlı olmak şu anda çok önemlidir çünkü dünya tarihinin saati hızla aşağıya doğru akarken yanlış öğretiler giderek çoğalacaktır.

Sonunda şeytan ve yardakçıları Kutsal Kitap’tan her zamankinden daha fazla alıntı yapacaklar. Etrafta onu dalgalandıracak, ona işaret edecek ve ondan gizlenmeyecek. Birçokları için Kutsal Kitap öğretisine yüzeysel, sığ, esintili yaklaşım onları şeytanın zekice aldatmacalarına karşı inançlarını savunmaya hazırlamayacaktır. Şeytanın zaten dışarıda, argümanlarını keskinleştiren ve Kutsal Yazılar’ı kendi amaçları doğrultusunda çarpıtan adamları vardır.

Sözün sütüyle beslenmek yeni başlayanlar için kesinlikle iyidir. Petrus şöyle der: “Yeni doğmuş bebekler gibi, hilesiz sütü andıran Tanrı sözünü özleyin ki, bununla beslenip büyüyerek kurtuluşa erişesiniz” (1. Petrus 2:2). Tanrı’nın, nerede olursanız olun sizinle birlikte çalışabileceği açıktır, ancak büyüyen kutsallar sütten ete geçmelidir. Bu yüzden katı gıda için daha derine inmemiz gerekir. Ne kadar zamandır süt alıyorsunuz? Söz’ün gerçek etine ne zaman hazır olacaksınız?

“Kardeşler, ben sizinle ruhsal kişilerle konuşur gibi konuşamadım. Benliğe uyanlarla, Mesih’te henüz bebeklik çağında olanlarla konuşur gibi konuştum. Size süt verdim, katı yiyecek değil. Çünkü katı yiyeceği henüz yiyemiyordunuz. Şimdi bile yiyemezsiniz” (1. Korintliler 3:1, 2). Ertelemeyi bırakın ve çalışmaya başlayın; Tanrı’nın Sözü’nde özümsenmeyi bekleyen pek çok besleyici et var.

Şimdi Tam Zamanı

Kanlı Shiloh İç Savaşı sırasında, ünlü Teksaslı’nın oğlu Sam Houston Jr. sırtından vurularak yere yığıldı. Daha sonra bir papaz tarafından bulunduğunda, kurşundan dolayı sadece yara bere içinde olduğu anlaşıldı. Kurşun, Houston’ın sırt çantasında taşıdığı annesinin Kutsal Kitap’ı tarafından engellenmişti. Kurşun, Kutsal Kitap’ın sayfalarına saplanmış halde bulunmuş ve “… Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, geç kalma, ey Tanrım!” (Mezmurlar 70:5).

Son günlere girerken, Kutsal Kitap’ımızın cebimizde ya da sırt çantamızda olması yeterli olmayacaktır; içeriğinin yüreklerimize yerleşmiş olması gerekir. Unutmayın, O’nun Sözü yüreklerimizde yazılı olduğu zaman kutsal yaşamlar sürebiliriz (Mezmurlar 119:11). Bir gün gelecek, Kutsal Kitap’larınız elinizden alınacak ve elinizde sadece yüreğinizde sakladıklarınız kalacak. İnancınızı savunmak için yargıçların karşısına çıkarılabilirsiniz. Muhtemelen size bir Kutsal Kitap vermeyecekler, ancak inandıklarımıza nasıl cevap vereceğimizi bilmemiz gerekecektir.

Şeytan Mesih’i denediğinde, İsa’nın sırt çantası tomarlarla dolu değildi. Yüreğinde Tanrı Sözü vardı ve Kutsal Ruh O’na bunu hatırlatmıştı. O, “Yazılmıştır” dedi ve şimdi Söz’ü açıp hemen içine dalmaya istekli olduğumuz sürece biz de aynı şeyi söyleyebileceğiz.

Tanrı’nın bugün halkı için istediğine inandığım şey budur. Herhangi bir yerde, herhangi birinin önünde durabilmelerini ve Petrus’un dediği gibi, “Mesih’i Efendiniz olarak yüreklerinizde kutsayın. İçinizdeki umudun nedenini soran herkese uygun bir yanıt vermeye her zaman hazır olun” (1. Petrus 3:15).

Bu yanıtlar sadece tek bir yerde, Kutsal Yazılar’da, Tanrı Sözü’nde… Kutsal Kitap’ta bulunur.

Kutsal Kitap’ı benimsemek aslında İsa’yı benimsemekle aynı şeydir. Mesih vücut bulmuş Söz’dür. Aynı şekilde İsa da Sözü’nün yaşamlarımızda canlanmasını ister. Bu yüzden onu ellerinizle alın, gözlerinizle okuyun, yüreğinizde saklayın, ayaklarınızla yürüyün, dudaklarınızla söyleyin ve hayatınızda yaşayın, bugünden tezi yok şöyle deyin:

“… ‘İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşar’ diye yazılmıştır”

 

—Matta 4:4