AYARTILMAYA KARŞI KOYMANIN YOLLARI
İÇİNDEKİLER
Şaşırtıcı Bir Gerçek: Virginia’da bir genç evinin arkasında iki başlı bir kaplumbağa bulunca şok oldu. Genç kız zavallı canlıyı yakaladı ve onlara verdiği bir parça yiyecek için iki acayip kafanın birbirleriyle mücadelesini izledi! Bilim insanlarına göre, iki başlılık tüm hayvanlarda görülebilir, ancak yaşam süresi tipik olarak kısadır. Bunun nedeni, her bir başın diğerinden bağımsız olarak çalışma eğiliminde olması, vücudun kendi tarafını kontrol etmesi ve bu nedenle ayrılık, karışıklık ve hayal kırıklığı yaratmasıdır. Başlardan biri birincil kontrolü ele almadığı takdirde, canlı kısa süre içinde açlık ve kararsızlık nedeniyle ölecektir.
Giriş- Temel Doğrular
Günahın dünyaya girişinden bu yana, her insanın yüreğinde ruh ve beden arasında bir savaş sürmektedir. Tanrı’ya hizmet etmek isteyen her kişi bu iki karşıt efendi arasındaki savaşı hisseder ve şeytan, Efendimiz ile olan ilişkimizi koparmak için her zaman fiziksel ve duygusal arzularımızı istismar eder. “Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı …” (Yeşaya 59:2). Kutsal Kitap, yılanın Âdem ile Havva’yı ayartmasıyla başlar ve dünyanın bozulmasıyla devam eder. Yeni Ahit ise şeytanın İsa’yı ayartmasıyla başlar ve dünyanın kurtuluşuyla devam eder. İnsanlık cennetteki o ilk sinsi ayartmadan sonra düştüğünde, başlangıçta yaratıldığı saf sevgi dolu güdüleri kaybetti. Onun yerini bencillik aldı ve sonuç yıkıcı oldu: ölüm, hastalık, -savaş, suç, acı- liste uzayıp gidiyor.
Tanrı bizi kutsallığa çağırmıştır. “Sizi çağıran Tanrı kutsal olduğuna göre, siz de her davranışınızda kutsal olun. Nitekim şöyle yazılmıştır: ‘Kutsal olun, çünkü ben kutsalım’” (1. Petrus 1:15, 16). Fakat insanüstü yardım olmadan, erkekler ve kadınlar bedensel yüreğin kötü arzularına ve güdülerine karşı koyacak güçte değildirler.
Yine de Tanrı, yardımı olmadan yapamayacağımız bir şeyi yapmamızı asla istemeyecektir. O, âsi yaratımını bırakmamıştır ve onun restorasyonu için tam ve nihai hükmünü vermiştir. O’nun kurtuluş planının amacı, Tanrı’nın oğulları olarak adlandırılabilmemiz için sizin ve benim içimizde Mesih’in suretini yeniden oluşturmaktır. “Kendi yüceliği ve erdemiyle bizi çağıranın tanrısal gücü, kendisini tanımamız sonucunda yaşamamız ve Tanrı yolunda yürümemiz için gereken her şeyi bize verdi. O’nun yüceliği ve erdemi sayesinde bize çok büyük ve değerli vaatler verildi. Öyle ki, dünyada kötü arzuların yol açtığı yozlaşmadan kurtulmuş olarak, bu vaatler aracılığıyla tanrısal özyapıya ortak olasınız” (2. Petrus 1:3, 4).
Pek çok kişi denenmenin günah olduğuna inanır. Oysa bu doğru değildir. Kutsal Kitap şöyle der: “Çünkü baş kâhinimiz zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan biri değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir” (İbraniler 4:15). İsa çölde denenmiştir, dolayısıyla denenmek günah olamaz. Bunun yerine, denenmeye boyun eğmek günahtır. Shakespeare şöyle yazmıştır: “Sınanmak bir şeydir, düşmek başka bir şey.” Hıristiyanlar bedensel doğalarının ne yapacaklarını dikte etmesine izin vermemelidirler; bedenin değil Ruh’un onların yolunu yönlendirmesine izin vermelidirler.
İsa’yı gerçekten takip etmek istiyorsak, O’nun isteğine aykırı olduğunu bildiğimiz eylem ve düşüncelere karşı direnmeyi seçebiliriz. Neyse ki Tanrı, İsa aracılığıyla kötülüğe karşı başarılı bir şekilde direnmemiz ve üstesinden gelmemiz için gereken her şeyi sağlamıştır. Dolayısıyla doğal olarak kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Mesih’in bir takipçisi olduğuma göre, İsa günaha karşı direnmek için ne yaptı?” Bir kere, Kutsal Kitap’tan alıntı yaptı. O’nun Sözü’nü bilmek ayartılmaya karşı ilk ve en iyi savunmayı oluşturur. “Aklımdan çıkarmam sözünü, sana karşı günah işlememek için” (Mezmurlar 119:11). İkinci olarak, dua etmeliyiz! İsa dâhi ayartılmaya direnmek için duaya başvurmuştur. “Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür” (Markos 14:38). Sadece bu iki temel noktayı, yani duayı ve Söz’ü, ayartılmaya karşı koyma konusunda koca bir kitap yazacak kadar kolaylıkla açıklayabilirim. Ancak bunun yerine, bu temel gerçekleri ayartılmaya direnmek ve ayartılmanın üstesinden gelmek için 12 pratik anahtarı vurgulamak üzere bir temel olarak kullanmak istiyorum. Ayrıca ayartıldığınızda İsa’nın yaptığı gibi okuyabileceğiniz bazı Kutsal Kitap bölümlerini de ilâve etmek istiyorum. Bu temel Kutsal Kitap cephanesinin, düzenli ve içten adanmışlıklarla birlikte, yolunuzu daha tutarlı bir zaferle çizeceğine inanıyorum.
#1 Ödülünüzü Hatırlayın
“Yaklaşmakta olan güne inandığınız zaman karanlığa tahammül etmek daha kolaydır.”
İnsanların günaha bu kadar kolay yenilmelerinin bir nedeninin de ebedî bakış açılarını yitirmeleri olduğuna eminim. Şu anda bir melek tüm parlak ihtişamıyla size görünse ve “Tövbe edin! İsa yakında geliyor” deseydi, en azından günün geri kalanında günaha karşı direnmeniz daha kolay olur muydu? Elbette, çünkü ödülünüzün gerçek ve yakın olduğuna dair inancınız güçlenirdi.
İbraniler 11:24-26 şöyle der: “Musa büyüyünce inancı sayesinde firavunun kızının oğlu olarak tanınmayı reddetti. Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrı’nın halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi. Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.” Musa, Mısır’ın gücünün ve zenginliğinin zirvesinde olduğu bir dönemde Mısır’ı yönetmek için hazırlanıyordu. Bu etki konumu herkes için korkunç bir ayartma olabilirdi. Fakat Musa Tanrı’nın sonsuz ödülüne baktı ve şeytanın geçici dünyevî hazinesine karşı koyabildi.
Tanrı’nın sizin için sakladığı yüceliği unutmayın. “Tanrı’nın kendisini sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmedi, hiçbir kulak duymadı, hiçbir insan yüreği kavramadı” (1. Korintliler 2:9). Eğer gerçekten kurtulduğunuza inanıyorsanız, günaha karşı direnmek çok daha kolaydır. Eğer yanlışlıkla kurtuluşa giden yola girebileceğinizi düşünürseniz, aslında günaha karşı koyma yeteneğinizi aşındırmış olursunuz. Ama kurtarıldığınıza inandığınızda, Tanrı’nın bir oğluymuş gibi davranmak çok daha kolaydır.
“Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez” (Romalılar 8:18). Bir ziyafete doğru gitmekte olduğunuzu biliyor olsaydınız, bir jelibona hayır demek çok kolay olurdu!
#2 Günahın Kötülüğüne İnanın
Ayrıca, ödül olsun ya da olmasın, günahın ne kadar kötü olduğunu da hatırlamalısınız. Pavlus şöyle der: “… Öyle ki, buyruk aracılığıyla günahın ne denli günahlı olduğu anlaşılsın” (Romalılar 7:13). Gerçekten günahın çok korkunç olduğunu bilmeniz gerekir ve eğer bir hatırlatıcıya ihtiyacınız varsa, yaklaşık 2000 yıl öncesine, Golgota’ya gidin ve günahın İsa’ya ne yaptığını görün. Hıristiyanlar olarak günahı benimseyemeyiz çünkü günah pis, çirkin ve ölümcüldür. Günah sevgili İsa’mızın ölümüne neden olmuştur.
Kutsal Kitap şöyle der: “Ûs ülkesinde Eyüp adında bir adam yaşardı. Kusursuz, doğru bir adamdı. Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınırdı.” (Eyüp 1:1). Bizim Tanrı’yı sevmek gibi temel bir duygunun ötesine geçmemiz gerekiyor. Eyüp gibi, Tanrı’yı sevmenin bir parçası da kötülükten nefret etmektir. Tanrı günahtan nefret etmemizi ister, çünkü O da günahtan nefret eder. “Senin koşullarına uymakla bilgelik kazanıyorum, bu yüzden nefret ediyorum her yanlış yoldan” (Mezmurlar 119:104).
Şeytan günahı, arzu edilen ve çekici bir şey olarak göstermeye çalıştığında aldanmayın. Kirli ve çarpık bir şeyi temiz ve zararsız gösterme konusunda bir dâhidir o. Ama sakın aldanmayın, çünkü bu güzel resim sonunda sizi öldürecektir. Tanrı’yı o kadar çok sevmelisiniz ki, bile bile günah işleyip O’nu üzmektense ölmeyi tercih etmelisiniz.
“Günah sizi varmak istediğinizden daha başka yere götürür, kalmak istediğinizden daha uzun süre tutar ve ödemek istediğinizden daha pahalıya mal olur.”
#3 Parayı Sevmeyin
Tek tek ayartmaların uzun bir listesini yazabilirim, ancak özellikle parayı dahil etmeyi seçtim çünkü gururun hemen arkasından gelen en büyük ayartmadır o. Fakat benim burada bahsettiğim para, kâğıt paradan ziyade materyalizm ve güç tuzağı ile ilgilidir. Hıristiyanların çok çalışmaları, kazanmaları, biriktirmeleri ve ellerinden geldiğince çok vermeleri gerektiğine inanmaktayım. Bununla birlikte, paranın bizim için bir ilah haline gelmesi gibi ciddi bir tehlike de vardır.
“Zengin olmak isteyenler ayartılıp tuzağa düşerler, insanı çöküşe ve yıkıma götüren birçok saçma ve zararlı arzulara kapılırlar” (1. Timoteos 6:9). Çabuk zengin olmak istedikleri için birikimlerini kumarda kaybetmek gibi aptalca seçimler yapan insanlar tanıdım. Kumar makinesinin kolunu çekmeye devam ediyorlardı çünkü şeytan onlara yalnızca bir çeyreklik daha yatırırlarsa kumara, belki de çok büyük paralar kazanabileceklerini söylüyordu. Paralarını kayıp ruhları kurtarmak için kullanmak varken çöpe attıklarından bahsetmiyorum bile.
“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya hem de paraya kulluk edemezsiniz” (Matta 6:24). Hem Tanrı’ya hizmet edip hem de para arzulamak mümkün değildir. Para bir güçtür ve bütün güçler kötü değildir. Para iyilik ya da kötülük yapmak için bir güç, iki ucu keskin bir kılıç olabilir. Kiliselerimizde Efendimiz’in ihtiyaçlarımızı maddi olarak kutsaması için dua ederiz, ama parayı severek onun kölesi olmak istemeyiz. Eğer kalbiniz paranızın yanındaysa, siz Tanrı’nın yanında olamazsınız. Tanrı bizden, arkamıza bakmadan dolu filelerimizi, para kasalarımızı ve mal mülkle dolu evlerimizi terk etmeye hazır olmamızı istedi. “Lut’un karısına olanları hatırlayın” (Luka 17:32)!
#4 Kaçmak İçin Hazır Olun
Günahlarından kaçınmaya çabalayan insanların, bu yolda rekor kıran pek az kişi olduğunu söyleyebilirim. İnsanlar genellikle ayartmadan emekleyerek uzaklaşırlar ve ayartmanın kendilerini yakalamasını ümit ederler. Bazen ayartma, kasıtlı olarak açık bıraktığımız bir kapıdan gelir. Varsayalım ki yanlışlıkla giysilerinizin üzerine gazyağı döktünüz ve yakınınızdaki biri bir kibrit çaktı. Nereye giderdiniz? Mümkün olduğunca uzağa ve olabildiğince hızlı! Bir Hıristiyan’ın da günaha karşı tutumu bu olmalıdır. Pavlus, “Fuhuştan kaçının” ve “putperestlikten kaçının” demiştir (1. Korintliler 6:18; 10:14). Öyleyse günahtan kaçın ve hiçbir açık kapı bırakmayın.
Bunu da atlamayın: Ayartıdan kaçtığınızda, Tanrı’ya doğru yönelirsiniz. “Tanrı’ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır” (Yakup 4:8). Bir şeyin günah olduğunu bildiğinizde, şeytanla ilişki kurmayın ya da şakalaşmayın, çünkü o bir akla uygun hale getirme ustasıdır- Havva da bu şekilde düşmüştür!
Hıristiyanların, günahlarını haklı çıkarmaya çalışmaları yüreğimi acıtıyor. Şeytanın size sağlayabileceği argümanların sınırı yoktur. Bir şeyin yanlış olduğunu anladığınız anda kaçın! En cesur insan ayartılmaktan kaçar; ahmak ise ayartıyla flört eder.
Yaşlanıp gençlik arzularının kaybolmasının ardından zafer kazanmış gibi düşünmek, kendinizi kandırmak istemediğiniz bir durumdur. “… Tutku zayıflayacak. Çünkü insan sonsuzluk evine gidecek …” (Vaiz 12:5). Yine de yüreğiniz yozlaşmış durumda olabilir. Derhal, en acilinden kaçmalısınız. O’nun yaşamınızda yenileyici lütfunu hâlâ deneyimleyebiliyorken kendinizi Tanrı’ya adamalısınız. İsa’nın gücü bizim kanı deli akan gençliğimiz için bile yeterlidir. Yusuf’un ayartıldığı zaman Potifar’ın karısından kaçtığını hatırlayın (Yaratılış 39:12).
“Tuzağa düşmektense yemden kaçmak daha iyidir.” demiş John Dryden.
#5 Çoğunluğun Peşinden Gitmeyin
Hıristiyanların kolayca günaha düşmelerinin yaygın bir nedeni, “Herkes yapıyor, o halde sorun olmamalı” mantığıdır. Bu şeytanın en sevdiği “yabani sıçan mantığı “dır. Petrus’un İsa’yı inkâr etmesinin nedeni de budur. İsa’ya ihanet etmeden sadece birkaç saat önce Petrus, “Seninle birlikte ölmem gerekse bile seni asla inkâr etmem” diye yemin etmişti. (Matta 26:35). Petrus bu açıklamayı arkadaşlarının arasında yaptığında çok samimiydi. Ancak İsa yargı salonuna götürüldüğünde, Mesih’le birlikte olmak artık rağbet görmüyordu. Petrus, Mesih’le alay edenlerle kamp ateşinin etrafında toplandığında, zaman geçtikçe Mesih’in düşmanı gibi davranmak ve konuşmak o kadar kolaylaşıyordu.
Değerlerimizi güruhların ölçmesine izin verirsek, onlar gibi oluruz ve Kutsal Kitap güruhun genellikle yanıldığını söyler. “Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur” (Matta 7:13). Hıristiyanlar kendileri için düşünmeliler. Akran baskısına karşı direnmeliler- farklı olmalılar. Eğer bir yalana bir milyar insan inanıyorsa, o yine de yalandır.
Son zamanlarda, iki çok dindar grup olacaktır; biri canavarın işaretine, diğeri ise Tanrı’nın mührüne sahip olacaktır. İlk grup daha büyük olacaktır. Büyük bir insan grubunun dindar olması, bu grubun Tanrı’nın grubu olduğu anlamına gelmez. Genel olarak, Kutsal Kitap’taki önemli kadın ve erkekler, herkes boyun eğerken doğruyu savunanlardır.
Ayrıca kalabalığı takip etmemenizin bir diğer nedeninin de kalabalığın sizi izliyor olması olduğunu unutmayın. Kalabalığı takip etmek istemeseniz de kalabalığın görebileceği bir hayat yaşamalısınız. İnsanlar, Hıristiyanların baskı altında inançlarını koruduklarını gördüklerinde daha çok etkilenirler ve birçokları dönüşüm yaşarlar. Zayıf bir taviz bütün bir tanıklık hayatını mahvedebilir.
#6 Meşgul Kalmayı Planlayın
Cincinnati’deki bir mum dükkanında kasanın arkasında asılı duran büyük bir tabelanın üzerinde şöyle yazıyordu: “Bu tabelanın burada olmasının ve sizin önünde durup onu okumanızın çok iyi bir nedeni var. Sizi meşgul etmek için burada. Size yardım edecek birini bulmaya çalışırken hiçbir şey yapmadan durmanın ne kadar can sıkıcı olabileceğinin farkındayız. Bu yüzden bu tabelayı okumanız için buraya koyduk ve umuyoruz ki siz okumayı bitirene kadar satış elemanlarımızdan biri sizi bulmuş olur.”
Hemen ardından da “Dipnot: Eğer satış elemanlarımızdan biri sizi bulmuş değilse, lütfen bu tabelayı tekrar okuyun.” diye ekliyor.
Çoğu insan boş durmaktan nefret eder çünkü Tanrı bizi faaliyet için yaratmıştır. “Tembellik şeytanın atölyesidir” sözünü duymuşsunuzdur. Bu doğrudan Kutsal Kitap’tan bir alıntı değildir, ama Hezekiel 16:49, 50 buna yakındır. “Kız kardeşin Sodom’un günahı şuydu: Kendisi de kızları da gururluydu, ekmeğe doymuşlardı, umursamazlardı. Düşküne, yoksula yardım elini uzatmadılar. Kendilerini beğenmişlerdi. Önümde iğrenç şeyler yaptılar. Bu nedenle, gördüğün gibi onları önümden süpürüp attım.”
Sodom ve Gomora’nın günahı sadece sapıklık ve cinsel ahlâksızlık değildi. Sodom vadisi yemyeşil bir bitki örtüsüne ve bol yiyeceğe sahipti. Sakinleri için hayat kolaydı. Lut oraya taşındı, çünkü orası ona rahat bir yaşam sunuyordu. Ancak bir insanın yapacak bir şeyi olmadığında, şeytanın kötü bir şey uydurması için bedensel yüreğe yardım etme olasılığı vardır. “Tembellik tüm ahlaksızlıkların kaynağıdır.”
Günah, her seferinde tek bir şeye odaklanmak üzere tasarlanmış olan insan zihninde başlar. Eğer meşgul olursak, özellikle de tanıklık etmek ya da yoksullara yardım etmek gibi iyi bir şey yapmaya odaklanırsak, kötülüğü düşünecek zamanımız olmaz. E. G. White şöyle demiştir: “Kötülüğe karşı koyma gücü en iyi şekilde agresif hizmetle kazanılır.” Beladan uzak durmanın yollarından biri de İsa’ya hizmet etmekle meşgul olmaktır. Düşüşün ardından Tanrı Âdem’e, “Alın terinle ekmek yiyeceksin” dediğinde, bunun insanın meşgul olması ve beladan uzak durması için bir kutsanma olması amaçlanmıştı (Yaratılış 3:19). Ancak boş duran bir insan, şeytanı kendisini ayartması için ayartır.
“Öyleyse nasıl yaşadığınıza çok dikkat edin. Bilgelikten yoksun olanlar gibi değil, bilgeler gibi yaşayın. Fırsatı değerlendirin. Çünkü yaşadığımız günler kötüdür” (Efesliler 5:15, 16). Bir İtalyan Atasözü de şöyle der: “Çalışan bir şeytan tarafından ayartılır; boş duran ise bin şeytan tarafından.”
#7 Plânlar Yapın!
Sık sık günaha düşeriz çünkü ayartmanın yaklaştığını gördüğümüzde, far ışığına yakalanmış bir tavşan gibi bekler ve geldiğinde neler olabileceğini görmeye çalışırız. Ancak önceden hazırlıklı olmak daha iyidir. Süleyman’ın Özdeyişleri 22:3 şöyle der: “İhtiyatlı kişi tehlikeyi görünce saklanır, bön ise öne atılır ve zarar görür”. Bilge bir adam olası bir sorun karşısında yolu gözden geçirir. Bilge adam bir soyguncu çetesi görürse, “Saklansam ya da yolumu değiştirsem iyi olur, çünkü soyulmak istemiyorum!” diye düşünür. Ama aptal şöyle der: “Vay canına. Sanırım yolun aşağısında haydutlar var. Buraya geldiklerinde ne olacağını merak ediyorum.”
Hıristiyanlar ayartılma konusunda bunu sık sık yaparlar. “Acaba şu programı izlersem, şu dergiyi okursam ya da şu şeyi içersem ayartılır mıyım?” deriz. Sanırım şu sözü söyleyen Ben Franklin idi: “Bir gramlık önlem, bir kilo tedaviye bedeldir” ve İsa da şöyle demiştir: “Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme atılmasından iyidir” (Matta 5:29). Sizi aşağı çekeceğini bildiğiniz bir ayartılma alanınız varsa, ne kadar çaresiz olursanız olun, üstesinden gelmek için elinizden gelen her türlü önleyici tedbiri alın.
Sigarayı bırakmaya çalışıyorsanız, sigara içen arkadaşlarınızdan veya baştan çıkmaya daha yatkın olduğunuz yerlerden uzak durun. En azından bir kaçış yolu planlayın. Eğer sizi ayartan şey aşırı yemek ise, tabağınıza uygun miktarda yemek koymak için önceden karar verin ve bittiğinde durmayı planlayın. Milyonlarca kişi ileriyi düşünmediği için günaha doğru yol alıyor. Bu da beni bir sonraki noktaya çok iyi bir şekilde götürüyor.
#8 Kendinizi Tanıyın
Alex yeni bir beyzbol sopası almak için biriktirebildiği tüm kuruşları biriktirmeye çalışıyordu, ama gerçekten çok zorlanıyordu. Bir gece dua ederken hararetle şöyle yalvardı: “Tanrım, lütfen beyzbol sopası için para biriktirmeme yardım et ve Tanrım, dondurmacının bu sokağa gelmesine izin verme!”
Bir İspanyol atasözü şöyle der: “Başın yağ içindeyse fırıncı olma.”
Bir kişi alkol tedavisine katıldığında, ilk olarak alkolik olduğunu kabul etmesi gerekir. Bu itiraf muazzam bir atılım anlamına gelir, çünkü kişi zayıflığının farkına varır. Aynı şekilde, bir “günahkolik” olduğumuzu kabul etmek de Hıristiyan olmanın ilk adımlarından biridir.
“Günah işlemedik dersek, O’nu yalancı durumuna düşürmüş oluruz; O’nun sözü içimizde olmaz” (1. Yuhanna 1:10). “Onun için, ayakta sağlam durduğunu sanan dikkat etsin, düşmesin” (1. Korintliler 10:12)! Kutsal Kitap kendi gücümüze güvenmememiz gerektiğini söyler. Belirli bir ayartmayla başa çıkabileceğimizi düşünmeye başladığımızda çok dikkatli olmalıyız ve “Artık beni rahatsız etmeyecek. Ben yeterince güçlüyüm. Zafer benimdir!” diye söylediğimiz zaman, işte o zaman özellikle düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Hatta bazı Hıristiyanlar üstesinden geldikleri şeylerle gurur duyarlar, ama bu durum sadece şeytanın onları alaşağı etmesine zemin hazırlar. İsa ihanete uğradığı gece Petrus’u uyarmıştı: “Bugün, bu gece, horoz iki kez ötmeden sen beni üç kez inkâr edeceksin” (Markos 14:30). Ama Petrus övünerek, “Seninle birlikte ölmem gerekse bile seni asla inkâr etmem” demişti. (Markos 14:31). İsa Petrus’u gerçekten ne kadar güçsüz olduğunu bilmediği konusunda uyarıyordu.
Bir başkasının zayıflığının üstesinden gelmesine yardım ederken bile, onunla birlikte dua etmeli ama aynı hatayı yapma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunuzun da farkında olmalısınız. Bir kurtarıcı bir kişiyi akan sudan çekerken, kendisinin de suya kapılmamasına dikkat etmelidir. Bu yüzden zayıflığımızı fark etmek için her zaman uyanık olmalıyız. “Kardeşler, eğer biri suç işlerken yakalanırsa, ruhsal olan sizler, böyle birini yumuşak ruhla yola getirin. Siz de ayartılmamak için kendinizi kollayın” (Galatyalılar 6:1).
Günaha karşı dikkatli olun; onu ne kadar çok görürseniz o kadar iyi görünür!
#9 Kötülüğü İyilikle Yenin
Terk edilen kötü alışkanlıkların bıraktığı boşluğu doldurmakta başarısız olduğumuzda bazen kendimizi uzlaşmaya açık hale getiririz. Bir bağımlılığa karşı zafer kazanan ancak boşluğu dolduracak olumlu bir alternatif bulamadıkları için onun yerine bir başka bağımlılığı koyan insanlar tanıyorum.
“Kötü ruh insandan çıkınca kurak yerlerde dolanıp huzur arar. Bulamayınca da ‘Çıktığım eve, kendi evime döneyim’ der. Eve gelince orayı süpürülmüş, düzeltilmiş bulur. Bunun üzerine gider, kendisinden kötü yedi ruh daha alır ve eve girip yerleşirler. Böylece o kişinin son durumu ilkinden beter olur” (Luka 11:24–26).
Bir yeme bozukluğu ya da gıda bağımlılığıyla mücadele ediyorsanız, yemek yemekten öylece vazgeçemezsiniz. Buradaki sır “iyi olanı yemeyi” öğrenmektir (Yeşaya 55:2). “Kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilikle yen” (Romalılar 12:21). Gün boyunca çikolata atıştırmakla ilgili bir sorununuz varsa, biraz üzüm ya da badem alın. O sigaralarınızı hiç çöpe attınız mı? Bir kutu kürdan ya da ay çekirdeği falan alın (ama çikolata değil).
Biri size hakaret ettiyse ya da sizi zalimce kullandıysa, kötülükle değil iyilikle karşılık verin. “Düşmanın acıkmışsa doyur, susamışsa su ver” (Romalılar 12:20). Kötülüğü iyilikle yenin. Bir atmaca, kral kuşları tarafından saldırıya uğradığında, karşı saldırıya geçmez, ancak kendisine eziyet edenler onu rahat bırakana kadar giderek genişleyen daireler çizerek daha da yükseğe uçar.
#10 Sağlığınıza Önem Verin
Ayartma genellikle en güçlü anlarımızda değil, en zayıf anlarımızda gelir. Gücümüzün, sabrımızın, sevgimizin ve sağlığımızın sınırlarında olduğumuzda, Hıristiyanlığa aykırı davranma ayartmasına kapılırız. Dikkat edelim; İsa’nın ayartılması 40 gün oruç tuttuktan sonra başladı. O yorgun ve açtı. Petrus İsa’yı inkâr ettiğinde o da çok yorgundu.
Basit ayartmalara karşı koyma becerimiz, düzenli egzersiz yapıp yapmamaktan vücut hormonlarına kadar her şeyden büyük ölçüde etkilenebilir. Genellikle hasta olduğumuzda ya da rezervlerimiz tükendiğinde olumsuz tepkiler veririz. Evlilikteki tartışmaların çoğu, günün sonunda eşlerden biri ya da her ikisi de yorgun ve aç olduğunda meydana gelir. Yeterince uyuyun ve düzenli zamanlarda iyi yemek yiyin. En sevdiğim yazarlardan biri de şu tavsiyede bulunur: “Sapkın iştahın şımartılmasıyla insan günaha karşı koyma gücünü kaybeder.” Çok fazla tatlı tüketmek geçici bir heyecan yaratabilir ancak bu heyecanı depresyon ve sinirlilik duyguları takip eder.
Yorgunluk veya açlıktan her zaman uzak duramayabilirsiniz ama bir asker mayın tarlasından geçiyorsa adım attığı yerlere çok daha dikkat eder. Böyle çalkantılı zamanlarda hassas tartışmalardan ya da zorlu görevlerden kaçının. İsa şöyle demiştir: “… Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür” (Matta 26:41). Ancak bu, sağlığımızı iyileştirmek ve bunun sonucunda ahlâkî kararlılığımızı geliştirmek için elimizden gelen her şeyi yapmamaya çalışmamız gerektiği anlamına gelmez. İyi bir gece uykusu, biraz egzersiz ve besleyici bir kahvaltı kendinizi Golyat’ı alt etmeye hazır hissetmenizi sağlayabilir.
#11 Kaçışınızı Kabul Edin
Uçağa binerken acil çıkış yerlerini aklıma not ederim. Paranoyak değilim, sadece ihtiyatlıyım. Benim için ayartılmanın üstesinden gelmenin en iyi yolu, Tanrı’nın her birimiz için bir kaçış yolu sağladığını kabul etmektir. Bu bölümü hatırlayın: “Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır” (1. Korintliler 10:13). İşte size çok iyi bir haber. Sallantılı inancımıza güvenmek zorunda değiliz; Tanrı’ya güvenebiliriz çünkü O güvenilirdir!
Ayartılmaya maruz kaldığınızda, “Tanrı şeytanın bana karşı gelmesine izin verdiği şeyi ölçüyor ve ben O’nun lütfuyla bununla başa çıkabiliyorum” diyebilirsiniz. Hiçbir zaman, “şeytana daha fazla direnmeye dayanamıyorum” demenize gerek yoktur. Bunu söylemekle Tanrı’ya yalancı demiş olursunuz!
Mısırlılar İsrailoğulları’nı geriden takip ediyordu ve onlar da kaçarken iki taraflarının dağlarla çevrili olduğunu ve önlerinde bir denizin uzandığını gördüler. Çok umutsuz bir durum gibi görünüyordu. Ama Tanrı kendilerine sadık kalacağını vaat etmişti ve bir kaçış yolu sağladı. Kutsal Kitap bunun gibi umutsuz görünen ama Tanrı’nın güvenilir olduğu öykülerle doludur ve O size yardım etmek için trajik kurtarma girişimlerini dâhi kullanacaktır. İsa’yı takip eden kalabalığı doyuracak yiyecek yokmuş gibi göründüğünde, Tanrı takipçileri için gökten bile yiyecek getirmek konusunda sadıktı.
Bu nedenle, “Hiçbir çıkış yolu göremiyorum” diye düşündüğünüz her seferinde, bu öyküleri hatırlayın ve Tanrı’ya güvenmeye ve O’nun kaçış yolunu izlemeye karar verin. En şeytanca ayartmalar kapınıza dayandığında bile şöyle deyin: “Tanrı’ya güveneceğim. Doğru olanı yapacağım.” Tanrı sizin için bir kaçış yolu oluşturacaktır.
#12 Düşüşten Sağ Kurtulmak
Uçuş Subayı Alkemade, 1944 yılında Almanya üzerindeyken yanan bombardıman uçağından atladı ve yaklaşık altı kilometre yükseklikten baş aşağı düştü. Burnu bile kanamadan kurtuldu çünkü yere çakılışını bir yamaçtaki karla kaplı köknar ağaçları önlemişti.
Ayartılmanın üstesinden gelmenin en önemli anahtarı olduğuna inandığım şeyi sona sakladım. İsa’nın sizi düşmekten koruyabileceğini zaten biliyorsunuz (Yahuda 1:24). Ama eğer düşecek olursanız, öylece durmayın.
Eğer Mesih’teyseniz, yanlışa direnmek için en büyük güce sahipsiniz demektir. O’nda kalmak, O’nun Ruhu’nda kalmaktır. Galatyalılar 5:16 şöyle der: “… Kutsal Ruh’un yönetiminde yaşayın. O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz.” Nuh, Enok ve İbrahim Tanrı’yla birlikte yürüdüler. Bugün siz de dizlerinizin üzerine çöküp güç dileyerek aynı şeyi yapabilirsiniz. Tanrı, Kendisinden yardım dileyen güven dolu bir çocuğun düşmesine izin vermektense, sizi günahtan kurtarmak için cennetteki bütün melekleri gönderecektir. Ancak şeytanın yalanları yerine İsa’yı takip etmeyi seçmeliyiz. Tanrı bizi özgür ahlâkî temsilciler olarak yaratmıştır ve şeytan bizi günah işlemeye zorlayamaz.
Tanrı’nın lütfuyla, siz ve ben O’nun Ruhu aracılığıyla her ayartıya karşı koyabiliriz. Ama unutmayın ki, eğer düşerseniz, pes etmeyin. Düşen pek çok kişi öylece kalır ve şöyle der: “Ah tamam, artık kaybettim; diğer tüm ayartmalara da teslim olabilirim.” Tanrı kaybettiğiniz yeri geri almanıza yardım edebilir ve sizi gelecekteki ayartmalardan kurtaracaktır. Tıpkı İsa’yı kaybettiklerinde Yusuf ile Meryem gibi üç gün boyunca üzülmeniz ve onu aramanız gerekebilir, ama O sizi Babasının evinde bekliyor olacaktır.
Şeytan kötü fısıltılarıyla cesaretinizi kırabilir: “Seni tanıyorum! Seni ayarttım ve sen de yaptın! Sen iyi biri değilsin. Kendine Hıristiyan diyorsun ama sen sadece ikiyüzlünün tekisin. Aslında kurtulmuş bile değilsin!” Ancak ben Hıristiyan yaşamının ilerici olduğuna inanıyorum. Kutsal Kitap şöyle der: “Yavrularım, bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum. Ama içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur” (1. Yuhanna 2:1). Eğer günah işlerseniz, ki hepimiz işleriz, pes etmeyiniz. Eğer şeytan sizi kandırır ve düşerseniz, öylece kalmayın. Geçmişteki başarısızlıklarınızın gelecekteki ödünleriniz için bir bahane olmasına izin vermeyin. Tanrı her şeyin üstesinden gelmenize yardım edecektir. Siz yalnızca her seferinde bir adım atın.
Bir Özet – Tek Seferde 12 Adım
Tüm bu adımları özetlemek aslında çok kolaydır. Herhangi bir ayartmanın üstesinden gelmenin en değerli yolu Tanrı’yı sevmeniz olmalıdır. Günahın Tanrı’yı incittiğini bilirsiniz ve ayartıldığınızda yüksek sesle “Bunu yapamam çünkü Tanrı’yı seviyorum” demeniz gerekir.
Erwin W. Lutzer, “ Ayartılmaya verdiğimiz tepki, Tanrı’ya olan sevgimizin doğru bir barometresidir” demiştir. İsa’yı ne kadar çok severseniz, şeytanın cazibesi üzerinizde o kadar az etkili olur. Ayartıldığınızda çarmıhı hatırlayarak İsa’nın sizi ne kadar çok sevdiğini hatırlayın ve sonra önünüzdeki kötülüğe direnerek bu sevgiye karşılık verin.
